12 Nisan 2009 Pazar

Safran Sarı - İnci Aral

Bu roman haftalarca bekledi rafta, tabaktaki en sevdiğim pastayı sona bırakmak ve sıra ona geldiğinde hem bitmesini istememek hem de büyük iştahla yemek gibi yani, İnci Aral kitaplarının neredeyse hepsini okudum bu yüzden kalanlar en sevdiğim pasta muamelesi görüyor, haftalarca raflarda sürünüyor. Oysa, rafta tozlandırdığım bu roman maalesef bir hayalkırıklığı oldu benim için. "Safran Sarı, para, güç ve başarı peşinde koşarken kimliklerinden, aşktan ve umutlarından uzaklaşan, sayıları gitgide artan otuzlu yaşlarında bir kesimin önce sevgiyi, sonra geleceğe olan inancını, en sonunda ruhunu kaybedişinin serüveni.." (arka kapaktan). Burada bahsedilen otuzlu yaşlarındaki kesim İstanbul'un yüksek sosyetesinden birkaç kişidir ve bunların parasıyla puluyla ne tür rezilliklere giriştiği, aşkı nasıl harcadıkları, fazla paranın bu insanları nasıl sığlaştırdığı anlatılmaktadır roman boyunca. İlk başta çok ilgimi çekmiş olsa da, sonrasında ardı ardına yapılan tekrarlar, evet, bir geleceksizliğin mevcut olduğunu kabul ediyor olmam fakat bu zengin kesimin bir kuşağı temsil ettiğine dair inanca kesinlikle katılmıyor olmam sanırsam bu romanı beğenmememe neden oldu. Romanın dili de İnci Aral dilinden uzaktı sanki biraz, arada bir yakalasa da kendisini kolaycacık kaçırmıştı. Sanırım dil de kendiliğinden karakterlere uyum sağlamıştı. Daha iyi işlenebilirdi bu konu, daha güzel anlatılabilirdi.

Merkez Kitaplar, Eylül 2007 (1.Basım Mart 2007), 316 sayfa

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...