1 Temmuz 2011 Cuma

Şarkını Söylediğin Zaman - İnci Aral

“Şuan bana ancak İnci Aral okumak iyi gelir” dediğim durumlarım var benim. Gün sıkıcı geçmişse, birilerini bir şeyleri özlemişsem, birileri canımı sıkmışsa, yapmak istediklerim vardıysa ve yapamamış bir durumdaysam, ya da, hepsinden geçtim, ne düğü belirsiz bir melankoli içindeysem; o günlerin gecelerinde herkes uykuya sığınıp da tek başıma kaldığımda, İnci Aral okumak isterim, ancak onun kelimeleri ve karakterleri sakinleştirebilir beni gibi hissederim. Ben kendisini keşfetmeden ve bu kadar sevmeden önce yazdığı romanları çok geniş bir zamana yaydım, hemen bitmesin yazdıkları diye. Şu son 3-4 senedir ise romanları çıkar çıkmaz alıp kütüphaneme koyup bekletiyorum. İnci Aral okuma ihtiyacı durumlarından birinin içindeysem, işte o zaman parmağımı atıp romanına sanki nadide bir eşya tutuyormuş gibi alır gelirim yatağıma. Daha ilk paragrafında içine giriveririm romanın, İnci Aral öyle yazar çünkü. Biz romanını elimize aldığımız anda bizimdir artık o roman, o hikaye; öyle hissettiğim için de ayrı severim kendisini. Bu romanını da işte aynen de böyle bir zaman diliminde başladım okumaya, iyi geldi.
İnci Aral’ı diğer yazarlardan ayıran şey ne benim için, bunu da sanıyorum “Unutmak” kitabını okuduğumda daha iyi anlayacağım. Onu da okumaya başladım ama sonra çok güzel olduğu için ilk beş sayfadan sonra bıraktım, daha önce başlamış olduğum başka bir romana devam ettim. Evet, çok güzel olduğu ve İnci Aral kendini anlattığı için bıraktım. Başucumdan doğru bakışalım kitapla diye, okumaya kıyamadım işte ya, sanırım tam tabiri bu olsa gerek. O kadar güzel başladı ki, okumaya kıyamadım.

"Şarkını Söylediğin Zaman"'ı hüngür şakır okudum. 12 Eylül öncesinde konservatuvarda okurken tanışan Cihan ve Deniz'i anlatıyor roman. Cihan'la Deniz 20 lerin en başında tanışırlar, iki farklı çevreden gelmiş çok farklı karakterde iki insandırlar, dostlukları o kadar güzel ve tanıdık ki okurken çok güzel şeyler anımsattı bana kendi 20 lerimin başından; biri deli manyak biri olgun çok farklı iki insan olduğumuz ama sessizlikleri rahatsız olmadan paylaştığımız bir dostum olmuştu, Volkan, onu hatırladım. Burada deli manyak olan Deniz'dir, bütün heyecan ve arzularını kırıcı bir tutkuyla yaşamak ister hep, bunu yaparken de etrafındakileri pek düşünmez, bencildir, sadece kendisini, kendi arzularını, hayallerini ve ideallerini düşünerek yaşar, başkaları da aynı tutkuyla yaşamadıkları için suçlar onları. Tüm bu tutkularının, ideallerinin peşinde koşarken arkasına bile bakmaz, ama Cihan arkasında olsun ister. Cihan ise taşrada yetişmiş, nispeten sessiz, ayakları daha fazla yere basan bir çocuktur. Bu dostluk aşka dönüşür sonra, çok severler birbirlerini. Cihan'ın aşkını satır satır okurken, Deniz'in aşkı kelimelere dökülmez. Deniz zaten sürekli koşmaya alıştığı için arkasına da bakmaz, bu aşkta kalıp biraz mola vermek isteyen Cihan'ı ardında bırakıp koşmaya devam eder. Yanlış anlaşılmasın, bir aşk romanı gibi koksa da değil. Deniz ideallerinin peşinden gider, bizim kuşağın ancak sokağa çıkma yasaklarıyla hatırladığı fakat duyup dinlediği ve okuduğu 12 Eylül sürecinden geçer. Bu süreç içimizi olduğunca acıtır, ağlatır. Cihan'ın yaşadıklarını Cihan'ın günlüğünden okuruz, Deniz'in yaşadıklarını ise kızının yıllar sonra bulduğu günlükten ancak romanın sonuna doğru okuruz, hüngür şakır.

Cihan yıllar sonra Deniz'in kızıyla tanışır, ona aşık olur. İlk başta bilmez onun kızı olduğunu, burası tam bir Türk filmi tadındadır ama olsun. Annesinin yazdıklarını okuyunca, kırık bir şekilde büyümesinin kırgınlığını atar üzerinden Aslı, bu yazıları yırtıp yırtıp atar ama, Cihan'ın okumasına izin vermez. Roman mutlu biter ama Deniz'e yapılan haksızlık üzerimize yapışır kalır.

Romanın kurgusu çok başarılı. Dili zaten İnci Aral kalemi, tartışmaya bile gerek yok, mükemmel. Okuyun...

Kırmızı Kedi Yayınları, 1. Basım Nisan 2011, 231 Sayfa

3 yorum:

Levent Özbek dedi ki...

Sanırım aynı dönemin insanlarıyız,bende 12 eylülde ufacık bir çocuktum.Ne güzel bir blog bu derinlerde yani arşivde daha neler vardır kim bilir, fırsat buldukça bakmalı ;)neredeyse benzer duygular beslemişiz ikimizde bu kitaba.hatırlattıkları da öyle ;)Sevgiler..

Serpil A. dedi ki...

dost kitabevinde kitaplar bana ben kitaplara bakarken burada sıklıkla adı geçen "inci aral" aklıma geldi. daha önce hiç okumamıştım ve bu kitabını aldım. çok etkilendim diyebilirim. beni inci aral ile tanıştırdığın için sağol :)

coraline dedi ki...

merhaba serpil, rica ederim...sevmene sevindim:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...