9 Ocak 2012 Pazartesi

Pazartesi..


Hiçbir şey yapası yokmuş. Hiçbir yere gidesi yokmuş. Hiçbir şeyle uğraşası, hiçbir şey için kendini paralayası, hiçbir şey talep edesi, hiç konuşası, hiç söyleyesi yokmuş. Ne biçim yeni yılmış. Halbuki yeni yıla yeni bir gazla falan başlaması gerekirmiş, hep öyle olurmuş. Hiçbirşeyi sallayası olmayan bir huzur içerisindeymiş. İkibinonikiden beklediği üzere, huzur çok süslü bir pakette gelmiş. Şimdilik paketi açmadan elinde tutuyormuş, bu yaldızlı paketin içinden gerçekten de yaldızlı bir huzur mu, yoksa "bu mesajdan sonra huzur kendini bilmem kaç dakikada yok edecektir" demesiyle direktifler vermeye başlayan teknolojik bir zırt mı çıkacak, öyle bir belirsizlik varmış, bu belirsizlikten tırsmakta dolayısıyla da başsız tavuk gibi bir o yana bir bu yana kaçmakta oraya buraya çarpmaktaymış. Hal böyle abartıla abartıla yaşanıp gereksiz gereksiz eşelenirken sayborgunu yapmışlar mesela. Bu sayborg her gün işe gidiyormuş, evle ilgileniyormuş, çok güzel yemek yapıyormuş, yemek yiyormuş, (ama çok yemesinmiş hatta rejim yapsınmış aylardır belinde hayali bir can simidi oluşturan kilolarını versinmiş) her türlü sosyal kültürel aktiviteye katılıyormuş, hırs yapıp çok çalışıyor, bu sene için ne kadar maaş istediğini utanmadan sıkılmadan yüzsüzce söylüyormuş, bozuk musluğu kullanmaktan vazgeçmek yerine tamir ediyor, herşeyi herkesi çekip çeviriyormuş, sorunları çözüyor, çocuğuna kaç vitamin kaç protein yedirdi hesaplıyormuş, kararlar veriyormuş, yeni arkadaşlar ediniyor, ne hali varsa görüyormuş ; herşey bu süper sayborgla böyle devam ederken, esas kadın viranşehir sahilinde elinde yaldızlı paketle kumlara oturuyormuş (bu sahnede yağmur yağarsa bank da olur, orda çok güzel banklar var) sonra Akdeniz ona bakıyormuş, o Akdeniz'e bakıyormuş. Yetişilmesi gereken hiçbir yer yokmuş, zaten olsa da gitmeyecekmiş ama bunu bile düşünmüyormuş. Sonra bu yaldızlı paketten bir kitap çıkıyormuş, daha önce hiç okumamışmış. Okumaya başlamışmış.....mesela yani...

not: viranşehir sahili mersin'de.şehrin içinde.öyle şehre uzak,gitmesi zor bir yer değil.otobüsle,yürüyerek,bisikletle gidilebilir.huzur doludur.

4 yorum:

Tully dedi ki...

Ah sevgili Coralin keşke o sahil kasabasında oturabilsem sessiz ve sakin.Huzurlu..Şu İstanbul'un nasıl bir stresi nasıl bir yorgunluğu var anlatamam:(

firarperest dedi ki...

hiçbir şey sallayası olmayan huzuru pek severim :)

coraline dedi ki...

tully,Istanbul'un tadı da ayrı ama:)

coraline dedi ki...

firarperest slm,hoşgeldin o zaman buraya:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...